Her anımızda bir boşluk hissi yaşamamızın sonucu olarak haz ve bunun imkansızlığını hissederiz. Ama bu hisse adı koyamayız. Kavram buradan doğar ve biz buna her şey diyebiliriz. Her şey, herkes bir şey olacak ki doğallık yaşansın. Bu bir zorunluluk olarak hissedilir ve vazgeçilmezdir. Hissettiklerimiz sadece hazza, zorunluluğa ve imkansızlığa tepkidir. Çok az insan bunu aşabilir. Boşluğun mantığı ve duygusunda bir mecburiyet vardır ve her şey bunu yaşamak zorunda.

Ölüm bunların sadece bir sonucu. Son haz. Zorunluluğun imkansızlığı ölümle bitiyor. Ölüm bile bu imkansızlığı çözemiyor. Kimi kader der, kimi başka şey. Zaman içinde yaşadıklarımız değerini kaybettiği gibi haz ve zorunluluklarda ters orantıda çok ihtiyaç duyulan bir şey olarak bize biçilen zamanda yerini alıyor. Asıl olan insan için yönetmek, büyümek vb. Şeyler değil. Gerçeği ne kadar istemek ve hissetmeye çabalamak. Hayal ve gerçeklik arasında ki ince çizgiden nereye gitmek. Doğrularını oluştururken ahlâkını yada ihtiyaçlarını mı dinlemek? Bunları yapabilecek iradeyi neye göre yönetmek? Kendi hayatındaki soruları kendi cevaplayabilmeli insan. Her şey gözümüzde büyüttüğümüz kadardır. Küçük olan biziz.

Bir algının içinde rollerimizi yaşayan zayıf bir canlıyız insanlar olarak. Ama haz ,zorunluluk ve imkansızlığın en güzel yönleri bize verilmiş. Hazzı, zorunluluğu ve imkansızlığı hayatımızın bitmesiyle bile yaşıyoruz. Bitiyoruz diyorum ama öyle bitme değil. İçimizdeki bitme korkusu, yok olmak, bir daha hiç olmamak korkusu bizde aksiyon yaratıyor. Bu farkındalığın sonucu olarak hayat var oluyor. Zamanda en garip canlı biz de olsak zaman bile bizim için var….

Murat Kaya